EY İNSANOĞLU NEDİR DERDİN? -4-

Sizin oyunuz: Hiçbiri
5
Ortalama Oy: 5 (1 oy)

Ey Yaratıcının “ Yarattıklarımın içinde en şereflisi-seçkini-dir” diye taltif edilen, şereflendirilen varlık. Şimdi etrafına bir bakın. Gördüklerinin hemen hepsi her ne şekilde meydana gelmiş olursa olsun; her şeyden önce senin faydalanmana, hayatını devam ettirmene sunulmuş değil mi? Gördüklerinin, faydalandıklarının bir kısmı sana ve senin gibi düşünebilenlere Yaratıcının verdiği zeka, akıl, mantık ve çalışma gücü sayesinde gayretleri ile fakat, yine de Onun izni ile meydana gelmiş olduğunu göstermiyor mu? İçinde bulunduğun açık veya kapalı alan ve o alana (oda, ev, çeşitli evsafta konak, bir bahçe, park, mesire yeri vb.) hayat veren veya süsleyen çeşitli cansız varlıklar, yine Onun insanoğluna verdiği yeteneklerin ürünü değil mi? Hatta düşünme yeteneğine sahip ama el, kol ve ayaklardan mahrum bir yaratık, kendi haline en küçük bir eşyayı bırak yapmayı onun yerini dahi değiştirebilir mi? Tersine her azası mevcut; yalnız zihni dumura uğramış veya ağır özürlü -bir felçli veya gerçekten deli-biri, canlıların yararına bir eser, bir nesne veya basit bir eşya yapabilir mi?

Çeşitli ve çetrefilli büyük buluşlar yapan, karmaşık sistemler ortaya atan, sil baştan yeni bir devler kurabilen, hatta bir devrin, bir çağın kapanıp; yenisinin açılmasına sebep olan olaylara imza atan o dahilerin o yeteneklerini herhangi bir şekilde kaybettiklerinde durumları ne olur? Sıradan bir yaratıktan ne farkları kalır? Hastalanıp güçsüzleşen bir aslanın, bir kaplan vb.nin, bir kedi bir kaplumbağadan farkı ne olur?

Etrafında gördüğün cansız varlıkların, herhangi bir canlının etkisi veya birbirlerine-kendi aralarında- yardımı olmadan canlılara hayat vermesi bir tarafa, kendiliklerinden yer dahi değiştirebilmesi mümkün mü? Taşın kireç veya duvar olabilmesi için insana, ağacın yapraklarının kımıldaması için rüzgara ihtiyacı yok mu? İnsan ve rüzgara Yaratıcı izin vermese o eylemlerini gerçekleştirebilme kuvvet ve kudretleri var mı?

Sapık, maddeci ve materyalistler, o düşünme yeteneklerini kaybettiklerinde, o sapık fikirlerini ortaya dahi atabilirler mi? Lanetlenmiş, huzurdan kovulmuş şeytan bile, ademoğlunu ve neslini yoldan çıkarabilmek ve o sapıklara vehmettikleri vesveseyi, şüpheyi, kuşkuyu verebilmek için Yaratandan izin aldı. Yaratıcı da düşünebilen canlılara ( insan ve cinleri ) imtihan etmek için o asiye, lanetliye izin verdi. O izin sayesinde, huzurdan kovulmasına sebep saydığı Hz. Adem ve nesline, şüphe, fitne, fesat sokarak intikam alıyor ve ebediyen buna devam edecek.

Gerçek akıl ve mantık sahiplerine bunlarda birer ibret değil mi?

Ey yaratıkların en seçkini, Varlıklar aleminde gezerken,

Emsallerinin en biçkini, Nasıl var olduğunu sezerken,

Akıllıların en geçkini, Hayat bulma sırrını çözerken,

Bulamadın mı, hayat sebebini? Göremedin mi, şaşkın ördeği yüzerken?

Sapıklar etrafını sarmış, Uyan! Uyan da etrafına bir bak,

En büyükleri önünde durmuş, Gerçeğe ulaşmak için safsatayı bırak,

Beynine kuşkular doldurmuş, Gafleti atıp; mana gözlüğünü tak,

Olmasın; seni saf bulup avlamış Yoksa olursun; o lanetliye has çırak.